Sahih-i Buhari Şartlar # 2567
Arapça Metin

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأُوَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا قَالَتْ لِعُرْوَةَ ابْنَ أُخْتِي، إِنْ كُنَّا لَنَنْظُرُ إِلَى الْهِلاَلِ ثُمَّ الْهِلاَلِ، ثَلاَثَةَ أَهِلَّةٍ فِي شَهْرَيْنِ، وَمَا أُوقِدَتْ فِي أَبْيَاتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَارٌ‏.‏ فَقُلْتُ يَا خَالَةُ مَا كَانَ يُعِيشُكُمْ قَالَتِ الأَسْوَدَانِ التَّمْرُ وَالْمَاءُ، إِلاَّ أَنَّهُ قَدْ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جِيرَانٌ مِنَ الأَنْصَارِ كَانَتْ لَهُمْ مَنَائِحُ، وَكَانُوا يَمْنَحُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَلْبَانِهِمْ، فَيَسْقِينَا‏.‏

Türkçe Tercüme

Aişe r.anha'dan rivayet edilmiştir: Urve'ye "Yeğenim! Biz hilal'i gözlerdik, ikinci hilali gözlerdik. İki ayda üç hilal görürdük de Allah Resulü'nün evlerinde (yemek pişirilmek için) ateş yanmadığı olurdu" dedi. Urve: "Teyze! Durum bu iken siz nasıl yaşıyordunuz!" diye sordu. Aişe "Hurma ve suyumuz vardı. Tabi bir de ensardan bazı komşulardan ikramlar gelirdi. Allah Resulü’ne süt ikram ederlerdi. O da bize onu içirirdi" dedi. Tekrar: 6458, 6459 AÇIKLAMA: Hibe, en kapsamlı kullanım şekli ile birçok anlamda kullanılır: Borç silmeye hibe denir. Çünkü bu, alacaklının alacağını borçlusuna bağışlamasıdır. Sadakaya hibe denir. Çünkü bununla yalnızca ahiret sevabı istenir. Hediyeye hibe denir. Çünkü hediye verilen kişiye ikram edildiği ve değer verildiği gösterilir. Hibeyi yalnızca yaşam süresi ile sınırlayan alimler vasiyeti hibe kapsamından çıkartmışlardır. Vasiyet de yukarıdaki her üç biçimde de olur. Hibe özel anlamı ile kullanıldığında ise karşılık beklenmeksizin (birine bir şey) vermektir. Hibeyi "bedelsiz sahip kılma" şeklinde tanımlayanların görüşüne uygun düşen anlam] budur. Yukarıdaki ilk hadiste, küçük bir şeyi bile hediye etmenin ve böyle bir hediyeyi kabul etmenin önemi vurgulanmıştır. Yoksa koyun paçası kastedilmiş değildir. Çünkü koyun paçasının hediye edilmesi şeklinde yerleşik bir adet yoktur. Buna göre hadisin anlamı şudur: "Hediye edeceğiniz şeyi değersiz görerek komşularınıza hediye vermemezlik etmeyin ve elinizden ne geliyorsa hediyeleşin. Az, yoktan daha iyidir." Hadisteki bu yasağın hediye alan komşuya yönelik olması da mümkündür. Bu durumda anlam şöyle olur: "Size verilen hediyeyi, az bile olsa küçük görmeyin." Ancak hadisi bunu da kapsayan daha genel anlama yormak daha doğrudur. Hz. Aişe'nin rivayet ettiği hadiste "Ey müslüman kadınlar! Koyun paçası da olsa hediyeleşin. Çünkü sevgiyi yeşertir; kini yok eder" buyrulmuştur. Bu hadis küçük şeylerle de olsa hediyeleşmeye teşvik etmektedir. Çünkü büyük hediyeler vermek her zaman mümkün olmayabilir. Küçük şeyler ise birbirine eklenince büyük olur. Yine bu hadisten insanların birbirini sevmesinin güzel bir davranış olduğu ve zoraki şeyler yapmamak gerektiği sonuçları çıkar. İkinci hadisten (2567) ilk bakışta anlaşılan anlam, sahabenin fazla varlıklı olmadığıdır. Bu hadis, zühdün (dünyaya değer vermemenin) faziletini, varlıklıların yokluk içindekilere yardım etmesi ve elindekini onunla paylaşması gerektiğini gösterir. Bir diğer sonuç ise, zenginleştikten sonra Allah'ın nimetlerini saymak ve başkalarına örnek olmak için kişinin eski sıkıntılarını anlatmasının caiz olduğudur. SONRAKİ

English Translation

Narrated `Urwa:Aisha said to me, "O my nephew! We used to see the crescent, and then the crescent and then the crescent in this way we saw three crescents in two months and no fire (for cooking) used to be made in the houses of Allah's Messenger (ﷺ). I said, "O my aunt! Then what use to sustain you?" `Aisha said, "The two black things: dates and water, our neighbors from Ansar had some Manaih and they used to present Allah's Messenger (ﷺ) some of their milk and he used to make us drink

Hadis No: 2567 Kaynak: Sahih-i Buhari Derece: Sahih Kitap: Şartlar