حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُهْدِيَتْ لَهُ أَقْبِيَةٌ مِنْ دِيبَاجٍ مُزَرَّرَةٌ بِالذَّهَبِ، فَقَسَمَهَا فِي نَاسٍ مِنْ أَصْحَابِهِ، وَعَزَلَ مِنْهَا وَاحِدًا لِمَخْرَمَةَ بْنِ نَوْفَلٍ، فَجَاءَ وَمَعَهُ ابْنُهُ الْمِسْوَرُ بْنُ مَخْرَمَةَ، فَقَامَ عَلَى الْبَابِ فَقَالَ ادْعُهُ لِي. فَسَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَوْتَهُ فَأَخَذَ قَبَاءً فَتَلَقَّاهُ بِهِ وَاسْتَقْبَلَهُ بِأَزْرَارِهِ فَقَالَ " يَا أَبَا الْمِسْوَرِ، خَبَأْتُ هَذَا لَكَ، يَا أَبَا الْمِسْوَرِ، خَبَأْتُ هَذَا لَكَ ". وَكَانَ فِي خُلُقِهِ شِدَّةٌ. وَرَوَاهُ ابْنُ عُلَيَّةَ عَنْ أَيُّوبَ. قَالَ حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنِ الْمِسْوَرِ قَدِمَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةٌ. تَابَعَهُ اللَّيْثُ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ.
Hz. Ömer şöyle demiştir: "Sonraki Müslüman nesilleri düşünmeseydim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi ben de fethettiğim her yeri savaşçılara anında paylaştırırdım." AÇIKLAMA: İmam Buhariinin kullandığı bu konu başlığı Abdürrezzaklın sahih bir senedie Tarık İbn Şihab yoluyla naklettiği bir rivayetten alınmıştır: "Hz. Ömer, Ammar’a mektupla bir talimat göndererek ganimetler savaşa katılanlara dağıtılır demiştL" Abdullah İbn Ebu Kays yoluyla nakledilen rivayet ise şöyledir: "Hz. Ömer fethedilen toprakları dağıtmak istiyordu. Muaz ona şöyle dedi: "Eğer bu toprakları savaşçılara dağıtacak olursan bu insanların eline çok büyük bir servet vermiş olursun. Böylece söz konusu mallar tek bir kişinin veya kadının tasarrufuna ve tekeline geçer: Daha sonra bazı Müslümanlar gelir ve bir takım ihtiyaçları olur. Fakat bu ihtiyaçlarını giderebilmek için hiç bir gelir kaynağı bulamazlar. Bu yüzden hem şimdikilerin hem de sonradan gelecek olanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek ortak bir çözüm üzerinde düşünmelisin." Hz. Ömer bunun üzerine fethedilen toprakların paylaştırılması işlemini geciktirmeyi düşündü ve geliri savaşçılar ile savaşçılardan sonra gelecek nesillere harcanmak üzere bu toprakları haraç sistemi ile işletilmesine karar vedi." Bu topraklar dışında kalan ganimetler ise savaşçılara dağıtıldı. Alimlerin çoğunluğunun görüşü bu doğrultudadır. Ebu Hanife şöyle demiştir: "Bir destek birliği İslam ordusuna yardım etmek üzere İslam ülkesinden ayrılıp yola koyulur ve düşman ülkesi fethedildikten sonra orduya yetişirse ganimete ortak olur." O bu görüşü arz ederken şu delillere dayanmıştır: 1. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Cafer ile birlikte Hayber'e gelen Eş’arilere ganimetten pay vermiştir. 2. Hz. Nebi (s.a.v.) bazen savaşa katılmayanlara ganimetten pay vermiştir. Nitekim Hz. Osman Bedir savaşına katılmadığı halde Resul-i Ekrem (s.a.v.) ona pay vermiştir. Eş'arller ile ilgili rivayet ve Ebu Hanife’nin görüşüne verilen cevap Hayber savaşının anlatıldığı bölümde ele alınacaktır. Hz. Nebi'in sallallahu aleyhi ve sellem bazen savaşa katılmayanlara ganimetten pay vermesi konusuyla ilgili olarak alimlerin çoğunluğunun verdiği cevaplar şöyledir: 1. Böyle bir yetki sadece Resulullah'a (s.a.v.) hastır, başkalarının böyle bir dağıtım yetkisi yoktur. 2. Bu uygulama ganimetin tamamını paylaştırma yetkisinin tümüyle Nebi s.a.v.'e ait olduğu dönemle ilgilidir. Zira önce inen ayet ganimetin tamamının Resulullah'a (s.a.v.) ait olduğunu göstermektedir: "Sana savaş ganimetleri soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah'a ve Nebie aittir. "[Enfal,1] Halbuki daha sonra ganimetin beşte birinin O'na sallallahu aleyhi ve sellem ait olduğu bildirilmiştir: "Bilin ki, ganimet olarak aldığınız malların beşte biri Allah'a, Resulü'ne, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir"[Enfal, 41] Bu ayet gereğince ganimetin beşte dördü savaşçılara ait olmuştur. 3. Hz. Nebi'in sallallahu aleyhi ve sellem bu uygulamayı ganimetIerin beşte birinin kendisine ait olduğunu ifade eden ayetten sonra yapmış olması da mümkündür. Buna göre söz konusu kişilere verdiği şeyler bu beşte birlik paydan olabilir. Zaten İmam Buhari de ileride görüleceği gibi bu üçüncü yoruma meyletmiştir. 4. Ordunun yararına olan bir takım hizmetleri görmek ve onların ihtiyaçlarını karşılamak üzere veya devlet başkanının izniyle geri kalanlar ile diğerlerinin birbirinden ayrılması gerekir. Buna göre ilk grupta yer alanlara ganimetten pay verilir. İmam Malik'ten nakledilen meşhur görüş de budur. İbn Battal şöyle demiştir: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sadece Hayber savaşında bu savaşakatılmayanlara ganimetten pay vermiştir. Bu ise istisnaı bir hükümdür. Dolayısıyla böyle bir istisnaı hükmü asıl kabul ederek buna kıyasla yeni hükümler verilemez. Çünkü burada Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m gemiyle yolculuk yaparak Habeşistan'dan geri dönen ve çok büyük bir sıkıntı içinde olan sahabılere pay dağıtmıştır. Zaten bu yüzden Muhacirler ilk geldikleri zaman Ensar tarafından yapılan harcamaların bedeli Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından Ensara geri verilmiştir." 10- GANİMET İÇİN SAVAŞAN KİMSENİN MÜKAFATI (ECRİ) AZALIR MI?
Narrated `Abdullah bin Abu Mulaika:Some silken cloaks with golden buttons were presented to the Prophet. He distributed them amongst his companions and kept one for Makhrama, bin Naufal. Later on Makhrama came along with his son Al-Miswar bin Makhrama, and stood up at the gate and said (to his son). "Call him (i.e. the Prophet) to me." The Prophet (ﷺ) heard his voice, took a silken cloak and brought it to him, placing those golden buttons in front of him saying, "O Abu-al-Miswar! I have kept this aside for you! O Abu-al Miswar! I have kept this aside for you!" Makhrama was a bad-tempered man