Sahih-i Buhari Tefsir # 3340
Arapça Metin

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي دَعْوَةٍ، فَرُفِعَ إِلَيْهِ الذِّرَاعُ، وَكَانَتْ تُعْجِبُهُ، فَنَهَسَ مِنْهَا نَهْسَةً وَقَالَ ‏ "‏ أَنَا سَيِّدُ الْقَوْمِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، هَلْ تَدْرُونَ بِمَنْ يَجْمَعُ اللَّهُ الأَوَّلِينَ وَالآخِرِينَ فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ فَيُبْصِرُهُمُ النَّاظِرُ وَيُسْمِعُهُمُ الدَّاعِي، وَتَدْنُو مِنْهُمُ الشَّمْسُ، فَيَقُولُ بَعْضُ النَّاسِ أَلاَ تَرَوْنَ إِلَى مَا أَنْتُمْ فِيهِ، إِلَى مَا بَلَغَكُمْ، أَلاَ تَنْظُرُونَ إِلَى مَنْ يَشْفَعُ لَكُمْ إِلَى رَبِّكُمْ فَيَقُولُ بَعْضُ النَّاسِ أَبُوكُمْ آدَمُ، فَيَأْتُونَهُ فَيَقُولُونَ يَا آدَمُ أَنْتَ أَبُو الْبَشَرِ، خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ، وَأَمَرَ الْمَلاَئِكَةَ فَسَجَدُوا لَكَ، وَأَسْكَنَكَ الْجَنَّةَ، أَلاَ تَشْفَعُ لَنَا إِلَى رَبِّكَ أَلاَ تَرَى مَا نَحْنُ فِيهِ وَمَا بَلَغَنَا فَيَقُولُ رَبِّي غَضِبَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلاَ يَغْضَبُ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَنَهَانِي عَنِ الشَّجَرَةِ فَعَصَيْتُهُ، نَفْسِي نَفْسِي، اذْهَبُوا إِلَى غَيْرِي، اذْهَبُوا إِلَى نُوحٍ‏.‏ فَيَأْتُونَ نُوحًا فَيَقُولُونَ يَا نُوحُ أَنْتَ أَوَّلُ الرُّسُلِ إِلَى أَهْلِ الأَرْضِ، وَسَمَّاكَ اللَّهُ عَبْدًا شَكُورًا، أَمَا تَرَى إِلَى مَا نَحْنُ فِيهِ أَلاَ تَرَى إِلَى مَا بَلَغَنَا أَلاَ تَشْفَعُ لَنَا إِلَى رَبِّكَ فَيَقُولُ رَبِّي غَضِبَ الْيَوْمَ غَضَبًا لَمْ يَغْضَبْ قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَلاَ يَغْضَبُ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، نَفْسِي نَفْسِي، ائْتُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم، فَيَأْتُونِي، فَأَسْجُدُ تَحْتَ الْعَرْشِ فَيُقَالُ يَا مُحَمَّدُ ارْفَعْ رَأْسَكَ وَاشْفَعْ تُشَفَّعْ، وَسَلْ تُعْطَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ لاَ أَحْفَظُ سَائِرَهُ‏.‏

Türkçe Tercüme

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir davette idik. Ona kol düştü -kolu da severdi-, ondan bir miktar sıyırıp aldı ve şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde insanların efendisi benim. Neden biliyor musunuz? Allah öncekileri de, sonrakileri de aynı düzlükte bir araya toplayacaktır. Bakan herkes onları görür, davetçi onlara sesini işittirir, güneş onlara oldukça yaklaşır. Bazı kimseler şöyle diyecektir: İçinde bulunduğunuz bu durumu, ne hale vardığınızı görmüyor musunuz? Niçin Rabbinizin huzurunda sizin için şefaatte bulunacak kimse araştırmıyorsunuz? Aralarından kimisi, babanız Adem (bu işi yapar) diyecek. Bunun üzerine yanına gidecekler. Ey Adem diyecekler, sen insanların babasısın. Allah seni eliyle yarattı ve sana ruhundan üfledi, meleklere emir verdi, onlar da sana secde ettiler. Seni de kendi cennetine yerleştirdi. Rabbinin huzurunda bize şefaat etmez misin? İçinde bulunduğumuz durumumuzu, ne hale geldiğimizi görmez misin? O şöyle diyecek: Rabbim daha önce benzeri görülmedik bir şekilde gazap etmiştir. Bundan sonra da bu şekilde gazap etmeyecektir. O bana ağacı yasakladığı halde ben ona itaat etmedim. Kendimi kurtarmaya bakıyorum, kendimi. Benden başkasına gidiniz. Nuh'un yanına gidiniz. Kalkıp Nuh'a giderler, ey Nuh derler. Sen yeryüzündekilere gönderilen ilk Resulsün. Allah seni çok şükreden bir kul diye nitelendirdi. İçinde bulunduğumuz bu durumumuzu, ne hale geldiğimizi görmez misin? Rabbinin huzurunda bize şefaat etmeyecek misin? Nuh şu cevabı verir: Rabbim bugün öyle bir gazap etti ki, bundan önce böyle gazap etmediği gibi, bundan sonra da bu şekilde gazap etmeyecektir. Ben canımı kurtarmaya bakıyorum, canımı. Haydi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidin. Bunun üzerine yanıma gelirler. Ben de Arş'ın altında secdeye kapanırım. Ey Muhammed başını kaldır, şefaat et, şefaatin kabul edilecek, iste, istediğin verilecek, denilir." (Ravilerden) Muhammed b. Ubeyd dedi ki: Hadisin geri kalan bölümleri hıfzımda değildir. Tekrar: 3361, 4712

English Translation

Narrated Abu Huraira:We were in the company of the Prophet (ﷺ) at a banquet and a cooked (mutton) forearm was set before him, and he used to like it. He ate a morsel of it and said, "I will be the chief of all the people on the Day of Resurrection. Do you know how Allah will gather all the first and the last (people) in one level place where an observer will be able to see (all) of them and they will be able to hear the announcer, and the sun will come near to them. Some People will say: Don't you see, in what condition you are and the state to which you have reached? Why don't you look for a person who can intercede for you with your Lord? Some people will say: Appeal to your father, Adam.' They will go to him and say: 'O Adam! You are the father of all mankind, and Allah created you with His Own Hands, and ordered the angels to prostrate for you, and made you live in Paradise. Will you not intercede for us with your Lord? Don't you see in what (miserable) state we are, and to what condition we have reached?' On that Adam will reply, 'My Lord is so angry as He has never been before and will never be in the future; (besides), He forbade me (to eat from) the tree, but I disobeyed (Him), (I am worried about) myself! Myself! Go to somebody else; go to Noah.' They will go to Noah and say; 'O Noah! You are the first amongst the messengers of Allah to the people of the earth, and Allah named you a thankful slave. Don't you see in what a (miserable) state we are and to what condition we have reached? Will you not intercede for us with your Lord? Noah will reply: 'Today my Lord has become so angry as He had never been before and will never be in the future. Myself! Myself! Go to the Prophet (Muhammad). The people will come to me, and I will prostrate myself underneath Allah's Throne. Then I will be addressed: 'O Muhammad! Raise your head; intercede, for your intercession will be accepted, and ask (for anything) for you will be given

Hadis No: 3340 Kaynak: Sahih-i Buhari Derece: Sahih Kitap: Giyim-Kuşam