Sahih-i Buhari Kurann Fazileti # 4596
Arapça Metin

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، وَغَيْرُهُ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَبُو الأَسْوَدِ، قَالَ قُطِعَ عَلَى أَهْلِ الْمَدِينَةِ بَعْثٌ فَاكْتُتِبْتُ فِيهِ، فَلَقِيتُ عِكْرِمَةَ مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَأَخْبَرْتُهُ، فَنَهَانِي عَنْ ذَلِكَ أَشَدَّ النَّهْىِ، ثُمَّ قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ أَنَّ نَاسًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ كَانُوا مَعَ الْمُشْرِكِينَ يُكَثِّرُونَ سَوَادَ الْمُشْرِكِينَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْتِي السَّهْمُ فَيُرْمَى بِهِ، فَيُصِيبُ أَحَدَهُمْ فَيَقْتُلُهُ أَوْ يُضْرَبُ فَيُقْتَلُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلاَئِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ‏}‏ الآيَةَ‏.‏ رَوَاهُ اللَّيْثُ عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ‏.‏

Türkçe Tercüme

İbn Abbas r.a. şöyle anlatmıştır: Müslümaniardan birtakım kimseler müşriklerle birlikte oluyorlar ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı müşriklerin topluluğunu çoğaltıyorlardı. Birisi bir ok atıyor, o da gelip birisine saplanarak onu öldürüyordu veya birisi diğerine bir kılıç darbesi atarak onu öldürüyordu. İşte bunun üzerine "Kendilerine yazık eden kimselere melekler canlarını alırken 'ne işte idiniz!' dediler. Bunlar 'Biz yeryüzünde çaresizdik' diye cevap verdiler. Melekler de 'Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!' dediler. İşte onların barınağı cehennemdir, orası ne kötü bir gidiş yeridir"(Nisa 97) ayet-i kerimesi indi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Fitnelerin ve zulümlerin taraftarlarını çoğaltmanın mekruhluğu." Yani fitne ve zulmün taraftarlarını arttırmak. Başlıkta geçen "sevad" kelimesinden maksat insanlardır. İbn Mesud'un nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu kelimeyi bir hadis-i şerifte şu şekilde kullanmaktadır: "Kim bir topluluğun fertlerini çoğaltacak olursa onlardandır. Her kim bir topluluğun hareketinden razı olursa onu işleyenin ortağı olur." Hadisi Ebu Ya'la rivayet etmiştir. "Birisi diğerine bir kılıç darbesi atarak. .. " Yani onu ya okla ya da kılıçla öldürürdü. Bu hadis günah işleyen kimselerin arasında kendi isteği ile oturan kimselerin hata ettiklerini vurgulamaktadır. Buna karşılık kişi onlara -mesela- tepki göstermek veya bir Müslümanı helak olmaktan kurtarmak gibi meşru bir amaçla oturursa bu müstesnadır. Onların arasından ayrılmaya gücü yeten kimse mazur olmaz. Tıpkı Müslüman olup da müşriklerin hicret etmelerine mani oldukları kimseler gibi. Bunlar müşriklerle birlikte savaşa çıkıyorlardı. Maksatları Müslümanlarla çarpışmak değildi. Tam tersine Müslümanların gözünde onların çok oldukları izlenimini vermekti. Sırf bu amaçtan dolayı sorumluluk altına girdiler. İkrime Müslümanlarla çarpışan bir ordu için de sefere çıkan kimsenin çarpışmasa ve buna niyet etmese bile günaha gireceği kanaatine varmıştır. Bu anlayış sözkonusu tavrın aksini hükme bağlayan şu hadisle güçlenmektedir: "Onlar öyle bir topluluktur ki kendileriyle birlikte bulunanlar bedbaht olmazlar."

English Translation

Narrated Muhammad bin `Abdur-Rahman Abu Al-Aswad:The people of Medina were forced to prepare an army (to fight against the people of Sham during the caliphate of `Abdullah bin Az-Zubair at Mecca), and I was enlisted in it; Then I met `Ikrima, the freed slave of Ibn `Abbas, and informed him (about it), and he forbade me strongly to do so (i.e. to enlist in that army), and then said, "Ibn `Abbas informed me that some Muslim people were with the pagans, increasing the number of the pagans against Allah's Messenger (ﷺ). An arrow used to be shot which would hit one of them (the Muslims in the company of the pagans) and kill him, or he would be struck and killed (with a sword)." Then Allah revealed:-- "Verily! as for those whom the angels take (in death) while they are wronging themselves (by staying among the disbelievers)" (4.97) Abu AlAswad also narrated it

Hadis No: 4596 Kaynak: Sahih-i Buhari Derece: Sahih Kitap: Kader