حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَقَاضَاهُ، فَأَغْلَظَ، فَهَمَّ بِهِ أَصْحَابُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعُوهُ فَإِنَّ لِصَاحِبِ الْحَقِّ مَقَالاً ". ثُمَّ قَالَ " أَعْطُوهُ سِنًّا مِثْلَ سِنِّهِ ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ لاَ نَجِدُ إِلاَّ أَمْثَلَ مِنْ سِنِّهِ. فَقَالَ " أَعْطُوهُ فَإِنَّ مِنْ خَيْرِكُمْ أَحْسَنَكُمْ قَضَاءً ".
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Bir kimsenin, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den, belirli bir yaşta bir deve alacağı vardı. Onu almak üzere geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bunu ona verin" buyurdu. Buldukları develerin tamamı borç olan deveden daha büyük yaşta idi. Nebiimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bunu (daha büyük yaştaki deveyi) o kimseye verin" buyurdu. Adam, "Sen bana alacağımı fazlasıyla verdin, Allah da sana fazlasıyla versin" dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Sizin en hayırlınız (borcunu) en güzel şekilde ödeyeninizdir" buyurdu. Tekrarı: 2306, 2390, 2392, 2393, 2401, 2606, 2609 AÇIKLAMA: İbn Battal şöyle demiştir: Alimler çoğunluğuna göre, bir yerde hazır olarak bulunan bir kimse, özürsüz olarak başka bir kimseyi vekil tayin edebilir. Ebu Hanife'ye göre, ancak, hastalık, yolculuk gibi bir özür veya karşı tarafın rızası bulunması halinde caizdir. Malik, kişi ile hasmı arasında düşmanlık bulunması halinde, onun rızası bulunmadan da vekalet verilebileceği hükmünü istisna etmiştir. Tahavi alimler çoğunluğunun daha üstün bir görüş olması için gayret etmiştir. Caizliği konusunda da yukarıdaki hadisi delilolarak getirerek, "Sahabller, müvekkil ile aynı beldede bulunan (hazır) bir kimseyi vekil tayin etmeyi, şartsız olarak ittifakla caiz görmüşlerdir. Müvekkil ile aynı beldede bulunmayan (ğaib) kimseye vekalet verildiği zaman vekilin kabulüne ihtiyaç vardır. Vekaletin geçerli olması için, vekllin kabulünün gerekli olduğu ittifakla benimsenen bir görüştür. Buna göre, vekilin ğaib olması ile hazır olması aynı hükümde olur. "Hizmetçisi" şeklinde tercüme ettiğimiz "kahraman" kelimesi aslen farsçadır. İşlerini yürüten hazinedar (muhasip/veznedar) hizmetçi anlamına gelmektedir. 6. BORÇLARIN ÖDENMESİ HUSUSUNDA VEKALET
Narrated Abu Huraira:A man came to the Prophet (ﷺ) demanding his debts and behaved rudely. The companions of the Prophet (ﷺ) intended to harm him, but Allah's Messenger (ﷺ) said (to them), "Leave him, for the creditor (i.e. owner of a right) has the right to speak." Allah's Messenger (ﷺ) then said, "Give him a camel of the same age as that of his." The people said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! There is only a camel that is older than his." Allah's Messenger (ﷺ) said, "Give (it to) him, for the best amongst you is he who pays the rights of others handsomely