حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ ذَكَرَ عُرْوَةُ أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، رضى الله عنهما وَمَرْوَانَ أَخْبَرَاهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حِينَ جَاءَهُ وَفْدُ هَوَازِنَ قَامَ فِي النَّاسِ، فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ، ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ إِخْوَانَكُمْ جَاءُونَا تَائِبِينَ، وَإِنِّي رَأَيْتُ أَنْ أَرُدَّ إِلَيْهِمْ سَبْيَهُمْ، فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يُطَيِّبَ ذَلِكَ فَلْيَفْعَلْ، وَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يَكُونَ عَلَى حَظِّهِ حَتَّى نُعْطِيَهُ إِيَّاهُ مِنْ أَوَّلِ مَا يُفِيءُ اللَّهُ عَلَيْنَا ". فَقَالَ النَّاسُ طَيَّبْنَا لَكَ.
Sümame b. Abdullah'ın yanına girdim. Bana güzel koku uzattı. Ben "daha yeni koku sürünmüştüm" dedim. Bunun üzerine "Enes r.a. güzel kokuyu hiç reddetmezdi" dedi ve Hz. Enes'in "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güzel kokuyu hiç reddetmezdi" buyurduğunu nakletti. AÇIKLAMA: Buhari bu konu başlığı ile Tirmizi'nin Abdullah b. Ömer'den rivayet ettiği "Üç şey var ki reddedilmez: Yastık, yağ (güzel koku) ve süt." hadisine işaret etmiş gibidir. İbn Battal şöyle demiştir: Hz. Nebi (s.a.v.) daima meleklerle karşılaştığı için güzel ko kuyu reddetmezdi. Aynı sebeple sarımsak vb. kötü kokan yiyeceklerden de uzak dururdu. Ben derim ki: Bu, gerçekten bu sebepten kaynaklanmış olsaydı Hz. Nebi'in hususiyetlerinden (ona özel davranışlardan) olurdu. Halbuki böyle değildir. Çünkü Hz. Enes bu davranışında Hz. Nebi'e uymuştur. Ebu Davud ve Nesai'nin rivayet ettikleri sahih bir hadiste güzel kokuyu reddetme yasağı ile birlikte bunun hikmeti de açıklanmıştır: Hz. Nebi (s.a.v.) "Kendisine güzel koku teklif edilen kişi onu reddetmesin. Çünkü güzel kokunun taşınması güzel; yaydığı koku da hoştur" buyurmuştur. Bu hadisi Müslim de aynı rivayet zinciri ile nakletmiştir. Ancak o hadiste "yaydığı koku da hoştur" ifadesi yerinde "yaydığı koku reyhandır" ifadesi yer almaktadır. 9. KAYIP (HENÜZ ELE GEÇMEMİŞ) BİR MALI HİBE ETMENİN CAİZ OLDUĞUNU SAVUNANLAR [-2583 - 2584-] Urve, Misver b. Mahrame ile Mervan'ın kendisine şöyle haber verdiklerini nakletmiştir: Hevazin heyeti Hz. Nebi'in huzuruna gelmişlerdi. Hz. Nebi insanlar içinde ayağa kalktı, Allah'a layık olduğu biçimde hamdetti. Sonra: "Konuya gelelim. Kardeşleriniz tövbe etmiş ve bize gelmişler; ben esirlerini kendilerine geri vermeyi uygun görüyorum. Hakkından vazgeçecek kimler varsa bunu yapsın. Hakkını almak isteyenlerin hakkını ise ilk ganimetlerden verelim" buyurdu. Bunun üzerine insanlar: "Biz hakkımızdan vazgeçiyoruz" dediler. AÇIKLAMA: Bu hadis Kitabu’l-İtk de geçmişti. İbn Battal şöyle demiştir: Bu hadis, devlet başkanının, kamu yararını ve (iki topluluk arasında) yakınlaşmayı gözeterek insanların malları üzerindeki mülkiyet haklarını kaldırabileceğini göstermektedir. Ancak İbnü'l-Müneyyir bu görüşü şöyle eleştirmiştir: İbn Battal'ın söylediği doğru değildir. Çünkü Hz. Nebi s.a.v. bunu, mal sahiplerinin rızasını aldıktan sonra yapmıştır. SONRAKİ
Narrated Al-Miswar bin Makhrama and Marwan:When the delegates of the tribe of Hawazin came to the Prophet (ﷺ) he stood up amongst the people, Glorified and Praised Allah as He deserved, and said, "Then after: Your brethren have come to you with repentance and I see it logical to return to them their captives; so whoever amongst you likes to do that as a favor, then he can do it, and whoever of you like to stick to his share till we give him his right from the very first Fai (war booty) (1) which Allah will bestow on us, then (he can do so)." The people replied, "We do that (to return the captives) willingly as a favor for your sake